|
Hekime Hakarete Karşı Yargı Kararı Eğe Üniversitesi görev yapan asistan bir hekim hakkında, hasta yakını tarafından Başhekimliğe verilen şikayet dilekçesinin hakaret niteliği taşıması nedeniyle hekim adına Oda’mız Hukuk Bürosu tarafından açılan davada ,Yargıtay 3. Hukuk Dairesi,dilekçe içinde yer alan sözlerin hukuka aykırı olduğu ve tazminat ödenmesi gerektiğine hükmetti.Bu karar,Hekimler aleyhine yapılan haksız ,gerçek dışı ve hakaret niteliği taşıyan hasta başvuruları açısında da emsal taşıyacak bir karar niteliğindedir. Oda’mız Hukuk Bürosu Tarafından takip edilen davanın özeti şu şekildedir. Eşinin ameliyatının planlanan saatten sonraki bir saatte sarkması ve bu nedenle bilgilendirilmemesini şikayet konusu yapan hasta yakını ,Tıp Fakültesi Hastanesi Başhekimliğine verdiği dilekçede meslektaşımızın ismini de hedef almak suretiyle ,dilekçe hakkının kullanılması ile ilgili olmayan ifadeler kullanılmıştır Hasta yakını tarafından verilen dilekçede ,”Adı Çağdaş Ama Kendisi Çağdaş Olmayan”,”Çağdaş Efendi Hazretleri”,”Adı Çağdaş olan burnundan kıl aldırmayan bu doktor” gibi ifadeler kullanılmıştır. Meslektaşımızın başvurusu üzerine Oda’mız Hukuk Bürosu Tarafından hekim adına manevi tazminat istemiyle temsili bir dava açılmıştır.Yargılamayı gerçekleştiren İzmir 1. Sulh Hukuk Mahkemesi hasta yakının amacının hakaret olmadığını ,hekimin sergilediği tutumu eleştirdiğini belirterek davanın reddine kara vermiştir. Mahkemenin ret kararının temyizi üzerine,Yargıtay 3. Hukuk Dairesi,hasta yakınının eyleminin hukuka aykırı olduğuna ,hakaret niteliği taşıdığını belirterek tazminata hükmedilmesi gerektiğini belirtmiştir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 12.10.2009 tarihli ayrıntılı kararında özetle; “Hak arama özgürlüğü ile kişilik haklarının karşı karşıya geldiği durumlarda,hukuk düzeninin bu iki düzeni aynı anda koruma altına alınmasının düşünülemeyeceği ” “Hak arama özgürlüğünün,diğer özgürlüklerde olduğu gibi sınırsız olmayıp kişinin salt başkasının zararlandırmak için bu hakkı kullanamayacağı ” “Davalını karşılaştığı olumsuzlukları başhekimliğe şikayet ederken,eleştiri sınırını aştığı davacını iamini Çağdaş olmasına rağmen kendisinin Çağdaş olmadığını belirtmek suretiyle davacını kişilik haklarına saldırıda bulunduğunu ” “Takdir edilecek manevi tazminat ile davalının sorumluluğuna karar verilmesi gerekirken davanın reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu” belirtmiştir İZMİR TABİP ODASI Eki:Yargıtay 3. Hukuk Dairesi Kararı,
T.C YARGITAY 3.Hukuk Dairesi Esas No:2009/16279 Karar No:2009/15511 YARGITYA İLAMI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 1. SULH HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ :21/07/2009 NUMARASI :2009/44-2009/779 DAVACI :ÇAĞDAŞ ŞAHİN AV. ABDULLAH HIZAL DAVALI :AYHAN KARAHAN AV. İBRAHİM BÜKE Dava dilekçesinde 300 YTL manevi tazminatın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir.Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. YARGITAY KARARI Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü. Dava haksız şikayet ve kişilik hakkına saldırı nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkin olup mahkemece davanın reddine karar verilmiştir. Şikayet Hakkı,diğer bir deyimli hak arama özgürlüğü.Anayasanın 36. Maddesinde “Herkes meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.” yer almıştır.Hak arama özgürlüğü bu şekilde güvence altına alınmış olup; kişiler ,gerek yargı mercileri önünde gerekse yetkili kurum ve kuruluşlara başvurmak suretiyle kendilerine zarar verenlere karşı haklarının korunmasını ,yasal işlem yapılmasını ve cezalandırılmalarını isteme hak ve yetkilerine sahiptir. Anayasanın güvence altına aldığı hak arama özgürlüğünün yanında, yine Anayasanın “Temel Haklar ve Hürriyetlerin niteliği” başlığını taşıyan 12. Maddesinde herkesin kişiliğine bağlı dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve özgürlüklere sahip olduğu belirtildikten başka ,17. Maddesinde herkesin yaşama ,maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip bulunduğu da düzenleme altına alınmış bulunmaktadır.Türk Medeni Kanunu’nun 24. Maddesinde kişiler haklarına yapılan saldırının unsurları belirtilmiş ve hukuka aykırılığı açıklanmıştır.25. maddesinde ise ,kişilik haklarına karşı yapılan saldırının dava yolu ile korunacağı açıklanmış,BK. Nun 49. Maddesinde ise saldırının yaptırımı düzenlenmiştir.
ESAS NO:2009/16279 KARAR NO:200/15511 Hak arama özgürlüğü ile kişilik haklarının karşı karşıya geldiği durumlarda ; hukuk düzeninin bu iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez.Daha az üstün olan yararın,daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Hak arama özgürlüğünün,diğer özgürlüklerde olduğu gibi sınırsız olmayıp kişinin salt başkasını zararlandırmak için bu hakkı kullanamaz.Bu Hakkın Hukuken korunabilmesi ve yerinde kullanıldığının kabul edilmesi için şikayet edilenin cezalandırılmasını veya sorumlu tutulmasını gerektirecek yeterli kanıtların mevcut olması da zorunlu değildir.Şikayeti haklı gösterecek bazı emare ve olguların zayıf ve dolaylı da olsa varlığı yeterlidir.Bunlara dayanarak başkalarının da aynı olay karşısında davalı gibi davranabileceği hallerde şikayet hakkınızı kullanılmasının uygun olduğu kabul edilmelidir.Aksi halde şikayetin hak arama özgürlüğü sınırları aşılarak kullanıldığı kişilik değerlerine saldırı oluşturduğu sonucuna varılmalıdır. Dava konusu olayda davacı doktorun davalının eşini ameliyat ettiği , davalının bu süreçte karşılaştığı olumsuzları başhekimliğe şikayet ederken,eleştiri sınırını aşarak davacının isminin Çağdaş olmasına rağmen kendisinin Çağdaş olmadığını belirtmek suretiyle davacının kişilik haklarına saldırıda bulunduğu anlaşılmaktadır.Şikayet hakkı kullanılırken şikayete konu olayların açıklanması yetinilmeksizin davacı doktorun ismi kullanılarak kişiliği hedef alınmak suretiyle çağdaş bir kişi olmadığının belirtilmesi kişilik haklarına saldırı oluşturmaktadır.Şu durum karşısında takdir edilecek manevi tazminat ile davalının sorumluluğuna karar verilmesi gerekirken ,mahkemece davanın reddedilmesi bozma nedenidir. Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.un 428. Maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine,12.10.2009 tarihinde oybirliğiyle kara verildi
Başkan A.Özdemir |
Üye M.Gökdemir
|
Üye R.Tunç
|
Üye H. Çoşkun
|
Üye F.Pınarcı
|
|